03.11.2006 13:27:52
Özofagusun iki önemli fonkiyonu yiyecek lokmanın ağızdan mideye nakli ve gastrointestinal içeriğin geriye akımının engellenmesidir. Özofagusa ait semptomlar arasında göğüste yanma (heart burn), odinofaji(ağrılı yutma ), disfaji (yutma güçlüğü), regürjtasyon (mide veya özofagus içeriğinin ağıza gelmesi ) gibi yakınmalar özgül semptomlardır.Göğüs ağrısı, ağıza su gelmesi (water brush), geğirti, göğüste takılma hissi diğer semptomlar arsındadır.
ÖZOFAGUSUN MOTOR HASTALIKLARI
- Çizgili kas orafarenks paralizisi
- Düz kas akalazyası
- Diffüz özofagus spazmı
- Skloroderma özofagusu
GASTROÖZOFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH)
Özofagusun en sık rastlana hastalığıdır.Birçok insanda mide içeriğinin özofagusa kaçması sonucu reflü olabilir.Bu durumun hastalık olarak kabul edilebilmesi için fizyolojik olayın semptomatik yada histolojik bulgu verir hale gelmesi gerekir.
GÖRH' de tipik semptomlar:
Pirozis
Disfaji
Odinofaji
Regürjtasyon
Ağıza su gelmesi (water brush)
Geğirti
GÖRH' de atipik semptomlar:
- Özofagial göğüs ağrısı
- Pulmoner Semptomlar
Astma, Apne, Bronşit, Atalektazi, Aspirasyon Pnömanisi, Pulmoner Fibrozis
- KBB ile ilgili semptomlar
Ses kısılması, Volak Kort Granülomu, Öksürük, Larenks Kanseri, Halitozis (ağız kokusu), Dişte mine Kaybı
GÖRH' de Görülen Komplikasyonlar:
-Kanama
-Perforasyon
-Striktür
-Barret Özofagusu
Tedavide amaç reflüyü azaltmak, reflüyü zararsız hale getirmek, özofagus temizlenmesini iyileştirmek ve özofagus mukozasını korumaktır.Tedavide öncelikle medikal yaklaşım ön plandadır. Nadir olarak antireflü cerrahi tedaviye başvurulur.
BARRET ÖZOFAGUSU
Özofagus skuamöz epitelinin kolumnar epitele metaplazisi, şiddetli reflü özofajitinin bir komplikasyonudur ve özofagus adenokarsinomu için bir risk faktörüdür.Barret özofagus, adenokarsinom gelişmeden önce displastik evreye girer.Karsinom gelişme oranı 200 hastada birdir. İntestinal metaplazinin 2 - 3 cm. den uzun olduğu hastada kanser gelişme riski genel nüfusun 30-125 katıdır.
ÖZOFAGUSUN İNFLAMATUAR HASTALIKLARI
Tek başlarına olmasada özellikle kanser, kemoterpi alan, immünsüpresif tedavi gören, immün sistemi bozulmuş hastalarda viral, bakteriyel ve kandida özofajiti görülebilir. Diğer özofajit tipleri arasında koraziv özofajit radyosyon özofajiti v.s sayılabilir.
ÖZOFAGUSUN YAPISAL ANOMALLERİ
-Faringo özofagial divertiküller
-Özofagusun halkaları ve zarları
-Hiyatus Hernisi
GASTRİT
Gastrit, mide mukozasının herhangi bir etyolojik nedene bağlı olan inflamasyonunu ifade eder.Gastropati terimi kimyasal hasara veya vaskiler bozuklara bağlı mukozal değişiklikler için kullanılır.Gastropatiler inflamatuar mekanizmalar tarafından oluşturulsa bile polimorfonükler ve mononükler mukozal infiltrasyon temel histopatolojik görünüm değildir.Gastritlerin günümüzdeki klasifikasyonu etyolojik, morfolojik ve topografik özellikleri kapsar.
GASTRİT TİPİ:
-Atrofik olmayan
-Atrofik olan
Otoimmün
Multifokal atrofik
-Özel formlar
Kimyasal
Radyasyon
Lenfositik
İnfeksiyoz olmayan grnülomatöz
Eozinofilik
Diğer İnfeksiyöz gastritler
HELİKOBAKTER PYLORİ
Helikobakter pyolori (HP) gram (-) mikro aerofilik bir bakteri olup birçok özelliği olan insan midesindeki özel ekolojik boşluğa yerleşme imkanı sağlamıştır. HP tarafından oluşturulan inflamasyon genellikle yüzeyseldir.
HP infeksiiyonu ; akut ve kronik gastrit, düodenal ve gastrik ülser, gastrik adenokarsinoma, mukoza lenfoid dokunun pirimer gastrik B hücreli lenfoması (MALT) ile nedensel birliktelik gösterir.
Enfekte bireyler yaşamları süresince 1/6 oranında bir defa peptik ülser hastalığı riski taşırlar.
H.pylori dünyada en sık rastlanan bakteriyel infeksiyonlar içerisinde yer almaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun tamamı çocukluk çağından itibaren infeksiyona yakalanmakta olup, spontan eradikasyon hemen hemen mümkün olmadığından hastalığı prevelansı yaşla artış göstermektedir.
İnsan bilinen tek rezervuardır. En sık bulaşma yolu ev hijyenindeki bozukluklar, kontamine su ve gıdalarla alınmasıdır. Prelevansın fekal-oral yolla bulaşan diğer bir mikroorganizma olan hepatit A (HAV) virüsü ile yakın bir paralellik göstermektedir.
H.pyolori için tanı invazif veya noninvazif yöntemlerle kan, serum, mide biyopsi örnekleri, mide sekresyonu, nefes örnekleri, idrar, dışkı, kusmuk örneklerinden yapılabilinmektedir.
DİSPEPSİ (FONKSİYONEL NON-ÜLSER DİSPEPSİ)
Dispepsi yemekle ilişkili veya ilişkisiz, kronik yada tekrarlayan üst abdominal ağrı, rahatsızlık veya bulantı hissi olarak tarif edilmektedir. Karında gerginlik, şişkinlik, çabuk doyma gibi yakınmalar bazen dispepsi kapsamında ele alınmaktadır. Erişkinlerde %20-40 oranında dispepsiye rastlanmaktadır.
Peptik ülser hastalığı, mide kanseri, safra yolunun taş, tümör ve iltihapları, gastroözofagial reflü hastalığı, pankreatitler, pankreans karsinomları, dispepsinin organik nedenleridir. Dispepsinin nedeni olabilecek hastalıkları ortaya çıkarmak için radyolojik, endoskopik, ultrasanografik ve bilgisayarlı tomografi tetkikleri çok önemli yer tutmaktadır. Ancak dispepsi nedeni ile yapılan incelemelerde hastaların yaklaşık yarısında üst GİS endoskopi bulgularını normal olması ve bütün incelemelere rağmen dispepsinin ortaya çıkarılamaması fonksiyonel (non-ülser) dispepsi kavramının gelişmesine neden olmuştur.
Günümüzde fonksiyonel dispepsi 3 aydan fazla süren, organik bir nedene bağlı olamayan üst abdominal ağrı veya rahatsızlık hissi olarak tarif edilmektedir. Fonksiyonel dispepsi; hastaların yakınmalarına göre ülsere benzer, reflüye benzer, dismotiliteye benzer dispepsi ve nonspesifik dispepsi şeklinde yapılmaktadır.
Fonksiyonel dispepsi tanısı koymak dispepsiye neden olan organik sebeplerin elemine edilmesini gerektirmektedir. Sadece anemnezle tanı koymak %50 oranında mümkündür. Fonksiyonel dispepsili hastalarda anksiyete, nörotik yapı, depresyon ve panik atak anlamlı olarak daha sık gözlenmektedir. Stresin karın ağrısı, ishal, şişkinlik, yorgunluk ve baş ağrısı gibi somatik yakınmaları neden olduğu bilinmektedir.
PEPTİK ÜLSER
Açlıkla artan, yemek yemekle azalan, yanıcı epigastrik ağrı peptik ülser hastalığıyla ilişkili bir sempton kompleksidir. Gastroentestinal sistemin en önemli hastalığı olan peptik ülser mide ve/veya duodenumun aktif inflamasyona bağlı lokal bir defekt veya çukur olarak ortaya çıkan mukozal bütünlüğünün parçalanmasıdır. Mide ve/veya duedenumda görülen ülserler sıklıkla kronik yapıdadır.
Peptik ülser epidemiyolojisi multipl faktörlere (örneğin; yaş, cins, NSAİD ve diğer analjezik ilaçların kullanımı, stres, çevre, sigara içme alışkanlığı, helikobakter pyolori, diyet) ve genetik faktörlere bağlı olarak çeşitli toplumlarda değişiklik göstermektedir.
Özellikle son yıllarda tedavi başarı oranının artması ve H.pylori eradikasyonu ile nükslerin önlenmeye çalışılması sonucu komplikasyon görülme sıklığı ve şiddetinde azalma saptanmıştır.
PEPTİK ÜLSER’ in klinik belirtileri
Klasik anlamda yanıcı karakterde yemeklerden 2-4 saat sonra veya önce, gece mide boş iken oluşan antiasit veya yiyecekle belirtilerin anlar içerisinde artıp azalma gösterdiği epigastriumda lokalize bir ağrı olgusunda ülserden şüphelenilir. Bu model asidin yiyeceklerle tamponlanmadığında görülmesi ve nötrolizasyon veya asit sekresyonunun inhibisyonu ile iyileşmesinden dolayı asit dispepsisi olarak adlandırılır. Ülserli hastaların çoğunun epigastrik bölgede rahatsızlığının bulunduğu düşünülmektedir. Üst gastroentestinal endoskopinin yaygınlaşması neticesinde günümüzde epigasrik bölgedeki rahatsızlığı (dispepsisi) olan hastaların çoğunun (yaklaşık %70) aktif ülser hastalığı bulguları taşımadığı görülmüştür. Karşıt olarak aktif ülser krateri bulunan %40’ da karın ağrısı bulunmamaktadır.
PEPTİK ÜLSER’ in ayırıcı tanısı
Nonülser dispepsi, GÖRH, safra yolu hastalıkları, pankreatit, koroner ve/veya mezenterik vasküler yetersizlik, intraabdominal tümörler, fonksiyonel barsak sendromu, inflamatuar barsak hastalıkları, gastrik diskinezi, gastrik diestezi düşünülmelidir.
Bazı hastalıklar peptik ülserle birlikte daha sık görülebilmekte (reflü özofajit, kronik akciğer hastalıkları, karaciğer sirozu, kronik böbrek yetmezliği ve transplarasyon gibi), bununla birlikte bazı hastalıklarda da peptik ülser daha az (atrofik gastrit, addison, otoimmün tiroid hastalığı, hipoparatiroidizm vs) sıklıkta görülmektedir.
PEPTİK ÜLSER’ in komplikasyonları
Ülserli hastalar kanama, perforasyon veya obstriksiyon gibi peptik ülser komplikasyonlarının riski altındadır. H.pyolari ile enfekte daha önceden komplikasyon gelişmiş ülserli bir hastada 1 yıl içinde komplikasyon gelişme riski %1’ dir. Bazen ülser hastalığının yaşam boyunca komplikasyon oluşturma oranı %20-30 arasındadır. Bir komplikasyon meydana gelmişse bunu izleyen komplikasyon riski her ay %1-3’ dür.
PEPTİK ÜLSER’ in tedavisi
Peptik ülserli hastalara klinik yaklaşım son 20 yıl içinde dramatik düzeyde değişmiştir. Etyopatogenezinde çeşitli faktörlerin bulunması nedeni ile hastalığın tedavisinde şuana kadar spesifik bir yaklaşım yerleşmemiştir. Tedavinin amacı semptonların kontrolü, ülser iyileşmesinin hızlandırılması nüks ve komplikasyonlarının önlenmesidir. Tedavi varsa H.pylori infeksiyonun iyileştirilmesine yönelik olmasıdır. Ek olarak H2 reseptör plokerleri, PPİ leri veya prostoglandiler gibi antisekretuar ajanlar ile asit nötrolizasyonu ağrının hızla kesilmesini ve ülserin iyileşmesinin hızlanmasını sağlar.
PEPTİK ÜLSER tedavisi sırasında karşılaşılan ana sorunlar
-Ülserin tedaviye direnç göstermesi
-Nüks ülser olması
-Reflü öjafajit sıklığında artış?
PEPTİK ÜLSERDE tedaviye direnç ve nüks nedenleri
-Helikobakter pyolori enfeksiyonun sürmesi
-NSAID kullanımı
-Sigara içilmesi
-Hiper asidite sendromları
-Dev ülser
PEPTİK ÜLSERDE idame tedavisi önerilen durumlar
-Sık nüks öyküsü
-Başlangıçta tedaviye refrakter olma
-Dev ülser varlığı
-Ciddi peptik ülser komplikasyonu öyküsü
-ASA, NSAID yada anti kuagülan gereksinimi
-İleri yaşta eşlik eden hastalıkların varlığı
BAHAT HOSPITAL
Muzaffer BEZGAL
İçhastalıkları Uzmanı
Karşılaştığınız sorunları veya sormak istediğiniz soruları sitemizin iletişim mesajları kısmından iletebilirsiniz.
Kurumsal | Anlaşmalı Kurumlar | Güncel Sağlık | e-Bebek | İnsan Kaynakları | İletişim
©2010 - ©2010 - Bahat Sağlık Grubu | Made in Lotus Medya