09.10.2006 17:43:34
Tıbbın gelişmesi ve yeni teknolojik olanakların insanlık hizmetine sunulması sonucu günümüzde böbrek ve idrar yolları taşlarının büyük çoğunluğu etkin olarak tedavi edilebilmektedir. Erkeklerin yüzde 12’si , kadınların %5’i hayatlarının bir döneminde idrar yolları taş hastalığı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu hastalarında çoğunda tıbbı tedavi ile taştan kurtulsalar bile hayatlarının sonraki dönemlerinde de taş gelişme olasılığı yüksek olduğundan hastalık kronik bir hal alır.
Böbrekler kanı temizleyen, faydalı maddeleri tekrar vücuda geri alan, zararlı maddelerin ise idrarla atılımını sağlayan filtre organlardır. Böbrekte oluşturulan idrar “Üreter” adı verilen dar borularla idrar torbasına boşaltılır. Mesanede depolanan bu idrar ise “Üretra” adını alan kanalla vücut dışına atılır. Taşlar çeşitli mineraller ve başka maddelerin böbrekte toplanıp, katı parçacıklar halinde çökmesi sonucu oluşur. Normal böbrek fizyolojisinde bu çökmeyi engelleyen mekanizmalar vardır. Bazı durumlarda bu koruyucu mekanizma etkisini kaybederse taş oluşumuna zemin hazırlanır. Taş yer değiştirerek ve idrar kanalında aşağıya hareket ederek vücuttan atılır. Ancak idrar kanalının herhangi bir seviyesinde takılırsa şikayetlere yol açar. Örneğin böbrekten çıkıp üretere takılıp kalan ve idrar akışını engelleyerek böbrekte şişmeye yol açan bir taş şiddetli böbrek ağrısına yol açar.
Kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat taşları en sık görülen taşlardır. ( Tüm taşların %80’i) . Herhangi bir nedenle kalsiyum ve diğer minerallerin idrardaki konsantrasyonu arttığında önce kristal oluşumu sonrasında küçük taşlar meydana gelir. Özellikle kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu sonucu amonyum magnezyum fosfat taşları oluşabilir. Ürik asidin vücutta biriktiği bir hastalık olan gut hastalığında ürik asit taşları görülür. Sistin taşları ise genetik bir hastalık sonucu sistin aminoasidinin böbrekte aşırı birikmesiyle olur.
TAŞ OLUŞUMUNA ETKİLİ RİSK FAKTÖRLERİ
Risk faktörleri bir hastalığa yakalanma olasılığını arttıran durumlardır. Bunlar şöyle sıralanabilir.
1) Genetik yatkınlık :
Taş hastalığı olan kişilerin ailelerinde yüksek oranda ( %10- 40 ) idrar yolu taş öyküsü vardır.
2) Yaş ve cinsiyet:
Taş hastalığı yirmili yaşlarda başlar ve erkeklerde daha fazladır.
3) Coğrafi durum ve etnik yapı:
Dağlık ve tropikal bölgelerde daha sıktır. Kafkas ırklarında sıktır. Anadoluda diğer coğrafyalara göre sık görülmektedir.
4) İklim:
Taş oluşumu yaz aylarında daha sık olmaktadır.
5) Kişi:
hayat tarzı ve beslenme ile ilgili faktörler: aşırı kilo uzun dönem hareketsiz kalma , az su içme, yüksek doz kalsiyum ve D vitamini alımı
6) Tıbbı durum:
idrar yolu enfeksiyonu, böbrek taşı öyküsü, gut hastalığı , crohn hastalığı, böbrek hastalıkları aşırı aktif paratiroit bezi , bazı kanser türleri ve bazı ilaç alımları ( antiasitler , bazı diüretikler , bazı steroitler, bazı kemoterapi ilaçları) taş oluşum riskini arttırabilmektedir.
İDRAR YOLLARI TAŞLARININ KLİNİK BELİRTİLERİ
Böbrekte oluşmuş taşlar başlangıçta uzun süre sessiz kalabilir ancak hareket edip böbrek kanal ağzını tıkadığında veya idrar yoluna düştüğünde “ Kolik Renal “ dediğimiz şiddetli bir yan ağrısıyla kendini belli eder. Ağrı kasıklara vurabilir ve genellikle kusma ,bulantı,ile beraberdir.Taş idrar yolunda tahrişe yol açarsa idrarda kanama olabilir. Bazen tam tıkama yapmamışsa ve idrar akışına izin veren taşlar daha hafif olan künt ağrılara yol açar.
Bazen sağ tarafta apandisit ağrısı ile karıştırılabilen ağrılara yol açabilir.Enfeksiyon ile beraber olan taşlarda ateş klınik tabloya eşlik edecektir.
BÖBREK VE İDRAR YOLLARI TAŞLARININ TANISI
1- Direkt üriner sistem grafisi ile taşın yeri saptanabilir. Ultrasongrafi ile böbrek ve mesanede taş olup olmadığı anlaşılabildiği gibi özellikle üreter alt ucu taşları tespit edilebilir.Ayrıca ultrasonda böbrekte şişme ( hidronefroz) ve böbrek parenkim kalınlığı değerlendirilerek tedavideki aciliyet anlaşılır.
2 -Intravenöz piyelografı ( I.V.P): bu teste ven ( toplar damar içine) ,radyoopak madde denilen böbrek tarafından süzülen ve röntgen fılminde böbreği ve idrar yollarını görmemizi sağlayan ilaç verilir. I.V.P de böbreklerin çalışma durumunu ,taşın tam yeri,tıkama yapıp yapmadığı anlaşılır.
Kolık renal tarzı ağrılı böbrek durumunda IVP çekilmemelidir. Akut ağrılı dönemde böbrek çalışmıyormuş gibi yanlış izlenim verebilir. Ayrıca taşlarının %10 u non-opak denilen röntgen filminde görülmeyen cinstendir.
3- Bazı durumlarda bilgisayarlı tomoğrafıden yararlanılır.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Taşınyeri ,büyüklüğü, böbrek fonksiyonlarında gecikme yapıp yapmadığı önemlidir. Duruma göre tedavi seçeneklerine karar verilir.
1-İzlem: 5 mm ve küçük taşlar genellikle kendiliğinden düşeceği için takip edilirler.
Ancak idrar kanalına düşmüş ve tıkama yaparak böbrek fonksiyonlarını bozmuş ve böbrekte şişmeye ( hidronefroza) yol açan taşlarda daha etkin tedavilere geçilir.
2-ESWL ( Dışarıdan ses dalgaları ile kırma) böbrekte olan ve 2-2,5 cm ye kadar olan taşlarda ve üreter üst kısım taşlarında etkilidir.
3- Perkutan nefrolitotomi: Anestezi altında hastanın arka yan tarafından böbrek içine iletilen endoskoplarla taşların alınmasıdır.
4- Açık cerrahi girişimler:
5-URS ( üreterorenoskopi) : İdrar torbası ile alt üreter taşlarının tedavisinde çok etkin bir yöntemdir.
URS yönteminde çok ince optik aletlerle önce idrar torbasına girilir. Daha sonra böbrekle mesane arasında dar bir kanal olan üretere direkt görüş altında girilir. Özellikle mesaneye yakın üreter alt ucu taşlarına kolaylıkla ulaşılır. Taş özel penslerle yada taş kırma aletiyle ( pnomatik litotriptör) parçalanarak alınır.
Mesane taşlarıda endoskopik yöntemlerle parçalanıp,alınabilmektedir.
BAHAT HOSPİTAL
Op.Dr. Aybars ALEMDAROĞLU
Üroloji Uzmanı
Yukarıdaki yazı "Sağlık&Yaşam" dergisinde yayınlanmıştır.
Karşılaştığınız sorunları veya sormak istediğiniz soruları sitemizin iletişim mesajları kısmından iletebilirsiniz.
Kurumsal | Anlaşmalı Kurumlar | Güncel Sağlık | e-Bebek | İnsan Kaynakları | İletişim
©2010 - ©2010 - Bahat Sağlık Grubu | Made in Lotus Medya