X

Baş Harfine Göre Doktor Arama

100 Kişiden 1’i Çölyak Hastası!

 

Marketlerde, fırınlarda son zamanlarda sıkça gördüğümüz glutensiz gıdaların sebebi ne? Diyetinize bir katkısı var mı, yoksa özel bir beslenme sistemi için mi?

Sessiz hastalık çölyakı, İç Hastalıkları Uzmanımız Uzm.Dr. Tuncay Beyhan ile konuştuk.

 

Soru: Son dönemde glutensiz gıda ve diyetlerini sıkça duyuyoruz. Çölyak hastalığı mı artıyor, yoksa farkındalığımız mı?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan:  Çölyak hastalığı 19. yüzyıldan beri bilinen bir hastalık. Klasik olarak kronik ishal, gelişme geriliği, karında öne doğru şişlik, besinlerin ince bağırsaklardan yetersiz emilimi gibi dar kalıplarda tanımlanmış. Hastalığın uzun yıllar çok sık görülmediği düşünülmüş. Hastalığın kesin tanı yöntemleri geliştikçe, aslında çok değişik belirtilerle seyreden daha yaygın bir hastalık olduğu anlaşılmış.

 

Soru: Çölyak ne kadar yaygın bir hastalık?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan: Toplum taramalarında % 1 sıklık saptanmıştır. Buna göre ülkemizde 800,000 civarında olması öngörülüyor. Ancak hastaların ancak % 10 una teşhis konulabilmiştir. Kronik bir hastalık olan şeker hastalığı ile karşılaştırıldığında her 10 kişiden birinde şeker hastalığı var iken her 100 kişiden birinde çölyak hastalığı vardır.

 

Soru: Hastalık için bir diyet programı uygulanıyor. Özellikle ekmek tüketemiyor hastalar. Hastalıkla ekmeğin nasıl bir bağı var?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan: Hastalarda buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten isimli bir proteine aşırı duyarlılık oluyor. Bağışıklık sistemi tarafından ince bağırsakların mukozasında tahribat oluşuyor ve gıdaların ince bağırsaklardan emilimi bozuluyor.

 

Soru: Hastalarda ne gibi belirtiler görülüyor?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan: Gıdaların emiliminde bozukluğa bağlı olarak kronik ishal, her yemekten sonra bol miktarda ve pis kokulu dışkılama yapmak, karında şişkinlik, aşırı gaz, çok yemek yemeye rağmen kilo alamamak, kansızlık, demir ve vitamin düşüklüğü, çocuklarda boy ve kilo geriliği, erişkinlerde zayıflama.

 

Soru: Başka belirtiler var mı? Örneğin, hastalığa özgü olmayan hangi belirtiler çölyak hastalığına bağlı olabilir?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan: Başka bir nedeni saptanamayan iştahsızlık, kronik kabızlık, tekrarlayan karın ağrısı veya kusma, baş ağrısı, migren, diş eti yaraları, ağızda aft, diş çürümesi, el ve ayaklarda uyuşukluk, eklem ağrıları, idiopatik kısa boy, ergenliğe geç girmek, adet bozukluğu, sık düşük yapmak, depresyon, sürekli demir tedavisine rağmen düzelmeyen demir eksikliği, ağız kokusu, ağız kuruluğu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, prostat enfeksiyonu, böbrek taşları, osteoporoz (premenapoz), çocuklarda raşitizm, sebeplerinin altında çölyak hastalığı yatabilir.

 

Soru: Kimlerde çölyak hastalığı daha sık görülüyor?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan:  Çölyak hastalığı otoimmün (bağışıklık sisteminin uygunsuz aktivasyonu ile doku ve organ hasarı oluşması) bir hastalık. Gluten antikorları ile başlayan doku tahribatı sadece ince bağırsaklarda değil başka doku ve organlarda da zarara sebep olur. Tip 1 diyabet, otoimmün tiroiditler, tiroit yetmezliği, seçici IgA eksikliği, otoimmün hepatit, karaciğer yağlanması, karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluk, dermatitis herpetiformis (ciltte kaşıntılı ve içi su dolu kabarcıklar) gibi otoimmün hastalıklarında (bağışıklık sistemi hastalıkları) çölyak riski  yüksektir.Bu nedenle Tip 1 Diyabetli her hasta çölyak yönündende anti gliadin antikorları ile taranmalıdır. Down sendromu ve Turner sendromlu hastalarda da çölyak sık görülmektedir.

 

Soru: Halen neden hastaların % 90’nına çölyak tanısı konulamamıştır?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan:  Hastaların büyük çoğunluğunda belirtiler yok denecek kadar hafif veya hastalığa özgü olmayan çok değişik belirtiler halinde seyrediyor olabilir. Kişi durumu farkında olmadığı için doktora başvurmamakta, başvursa da çölyak hastalığından şüphe edilmediğinden semptomlara yönelik tedavi verilmektedir. Örneğin genç ve orta yaşlı kadınlarda kronik demir eksikliği, kansızlık çok yaygındır. Bu belirtiler çölyaka yorulmaz ama çölyak hastalarının % 80’i de kadındır. Özellikle yıllarca demir tedavisi uygulanan ve kansızlığı devam eden veya  kısa süre yükselip, tekrar düşen hastalar çölyak yönünden  de araştırılmalıdırlar. Örneğin ağızda tekrarlayıcı aftların nedeni çölyak olabilir. Ağız kokusundan şikayetçi olan hastalarda çölyak da göz önünde bulundurulabilir. Hastalığın teşhisinde kolay, hızlı ve ucuz kesin tanı yöntemleri yok. Bir şeker hastasına basit, ucuz ve hızlı  bir kan şekeri ölçümü ile tanı konulabilirken, çölyak hastalığının kesin tanısı için gerekli  serolojik testler ve invaziv endoskopik biyopsilerin pahalıdır. Çölyak hastalığı konusunda bilinç eksikliği var, hastalık bilinmiyor.

 

Soru: Peki çölyak teşhisinde süreç nasıl ilerliyor?

Uzm.Dr. Tuncay Beyhan: Bir hastaya ömür boyu ekmek ve glutenli gıdalar yasaklanacağına göre kesin tanı için tüm prosedür uygulanmalıdır. Önce gluten antikorlarını gösteren serolojik testler yapılır. Serolojik testlerin negatif olması çölyak ihtimalini ortadan kaldırır. Serolojik testler pozitif ise, endoskopik biyopsi yapılarak patolojik inceleme ile tanı doğrulanmalıdır. Hastalığın belirti ve bulgularına dayalı bir tanı kriterimiz olmadığına göre tanıyı dışlamak veya doğrulamak için testleri eksiksiz yapmalıyız.

                                                                                                                     Uzm.Dr. Tuncay BEYHAN

                                                                                                                      İç Hastalıkları Uzmanı

                                                                                                Bahat Hastanesi (Sultangazi) - 0212 594 58 68

24-04-2015
Dahiliye (İç Hastalıkları)