X

Baş Harfine Göre Doktor Arama

Diyabet ve Böbrek Yetmezliği

Diyabetik hastalarda böbrek yetmezliği ile sonuçlanan ciddi böbrek sorunları olduğu bilinmektedir. Bu sonuç hastalığın doğasından kaynaklanan kaçınılmaz bir süreç midir yoksa yetersiz tedavi veya hastanın tedaviye kötü uyumu gibi düzeltilebilir nedenlere mi bağlıdır?

Diyaliz ve böbrek nakli ile tedavi edilen son evre böbrek yetmezliğinin en sık sebebi diyabettir. Toplam diyaliz hastalarının %25’ini diyabetik nefropatinin son safhası olan son evre böbrek yetmezliği oluşturmaktadır. 1975’ten önce bu oran %2 iken diyabetik hastaların yaşam sürelerinin uzaması ve diyabet hastalığının artması ile bu oran giderek yükselmiştir.

Diyabete özgü böbrek hastalığı mı söz konusudur?

Diyabetli hastalardaki yüksek kan şekeri böbreklerde yapısal değişikliklere neden olur. Diyabete özgü bu böbrek hastalığı diyabetik nefropatidir. Diyabetik nefropati, diyabetik hastaların %30’unda gelişmektedir. 25 yıldan fazla diyabetli hastaların %8’inde ise son dönem böbrek yetmezliği görülür.

Diyabetli hastalarda nefropati riski nasıl saptanır?

Diyabetik nefropatide belirtilerin görülmediği ilk safhada böbreklerde büyüme olmakta ve idrar miktarı artmaktadır. Normalde 24 saatte idrarla çıkan albumin miktarı 30 mg’dan azdır. Rutin idrar tahlillerinde 300 mg dan az albumin saptanamaz ve negatif olarak raporlanır. Özel yöntemle saptanabilen bu 30-300 mg arası albumine mikroalbumin denilmektedir. Diyabetik hastalarda mikroalbuminin saptanması diyabetik nefropatinin ilk safhasıdır ve ilerleyici nefropati için bir risk belirtecidir. Mikroalbuminürili hastaların %20’sinde 5 yılda nefropati gelişir. % 50 sinde ne kadar kötü tedavi olursa olsun durağanlaşmakta ilerlememektedir. İkinci safha aşikar nefropati idrar albumini 300 mg/gün mikroalbuminin üzerindedir, hemen hepsinde hipertansiyon saptanır. Kan şekeri yüksekliği ve kan basıncı yüksekliği idrarda albumin artışının habercisidir. Kan basıncında 10mmHg ve 3 aylık şeker HbA1c’de % 1 artış, idrarla albumin atılımını 10 kat artırmaktadır. Nefrotik düzeyde albuminüri saptanabilir. Ödem gelişir. Böbreklerde yapısal bozukluk ilerleyerek üre ve kreatinin yükselmeye başlar. Böbrek fonksiyonları %5-10’a kadar azaldığında idrar miktarı ileri derecede azalır ve son dönem böbrek yetmezliği safhasına girilir.

Hastalığın oluşumunda ve ilerlemesinde hangi faktörler rol oynar?

Sürekli yüksek veya düzensiz kan şekeri yüksekliği, tedavisine özen gösterilmeyen hipertansiyon, dislipidemi, anemi hastalığı olan, sigara, aşırı hayvansal proteinler ve tuz tüketimi hastanın durumunu kötüleştirir. Hastalığın oluşumunda genetik faktörlerde rol oynamaktadır. Şeker dışındaki bu faktörlerde hastalığın başlamasında ve hızlı ilerlemesinde önemli role sahiptir.

Hastalığın gelişimini önlemek, geciktirmek ve yavaşlatmaya yönelik takip nasıl yapılmalıdır?

Hastalarda her şeyden önce kan şekeri regülasyonu çok iyi olmalı, şekeri iyi tedavi edilmelidir. Tedavinin etkinliği ve hasta uyumu 3 ayda bir HbA1c, evde kendi açlık ve tokluk kan şekeri değerleri ölçüm sonuçları ile değerlendirilmeli, HbA1c 6 -6.5 civarında olmalı. Kan şekeri kontrolü ne kadar iyi olur, hedef değerlere ne kadar yaklaşılırsa nefropati sürecinin ilerlemesi o kadar yavaşlar.

Tip1 diyabetli hastalarda tanıdan 5 yıl sonra, Tip2 diyabetlilerde yılda bir mikroalbumiüri, GFR, kreatinin bakılarak nefropati gelişimi erken saptanmalıdır.

                                                                                                                                               Uzm.Dr. Tuncay BEYHAN

                                                                                                                                                 İç Hastalıkları Uzmanı

                                                                                                                            Bahat Hastanesi (Sultangazi) - 0212 594 58 68

13-11-2015
Dahiliye (İç Hastalıkları)